Kâbus Kapanı

Yasak şeritlerle çevrili koridorlarda koşturuyorum, hiç bir kapı, hiç bir sapak çıkmıyor huzura. Çiğnedikçe çiğniyorum hayatımın yasaklarını, dosyam kabarık, kader tarafından arananlar listesinin en başında kırmızı kalemle yazılmış sanki adım. Sanki her şey bana karşı, her şey yemin etmiş beni yalnızlığa itmeye. Tanıdık yüzler görüyorum koridorlarda, ellerinde kağıtlar, kağıtlarda geçmişinin günahları, hepsi suspus, hepsi yabancı sanki ve geleceğe geçit yok. Koşturdukça, kurtulmaya çalıştıkça kayboluyorum tanıdık yüzler labirentinde. Döndüğüm her köşe yeni bir hüsrana açılıyor, her geçmiş darbesinde dökülen kan değil vücudumdan, insanlığımı kaybediyorum yavaştan. İsyanla bağ kursam delilik seviyem tavan, ses etmezsem itaatkâr duygulara kapılıp izin vermiş gibi olacağım karanlığa. Kurtulmam lazım bu karanlıktan aklımı derde yaslamadan ama biliyorum ki fazla düşünmek benim gibileri hasta yapar. Ne bu karanlık hakkım, ne bu beynimi eriten hastalık. Hırsına yenik düşüp gözlerimi kapatsam tanıdık yüzlere? Peki ya okuduklarım? Peki ya duyduklarımı kim, nasıl silecek hafızamdan? Kayışı koparmadan bir çıkış bulmalı bu labirentten, tanıdık yüzlere yabancılaşmadan, kanla sıvanıp tarihe gömülmek istemiyorum. Yorgun düşmek, bir eli tutup geri dönüşümlü yardımlaşmaların sofrasından bir yudum dahi olsa zehir içmek istemiyorum. Ben baş ederim, başımdan geçer elbet kaderde yeni bir günahın rüzgarı, başımı döndürse de aklımı yerine getirir. İşte o zaman insanlığımı kaybederim. Ve artık bol geliyor bu dünyanın kirli gömleği üzerime, gelin üzerime ben baş ederim. Ben baş ederim de, kendi kelimelerimin tarafından terk edilmeyi hiç düşlememiştim. Bu labirentte beraber kaybolmuştuk oysa, oysa birlik olmayı öğrenmişiz sanıyordum. Bazen cümle mühendisi dâhi olsanız hata yapabiliyorsunuz ama hiçbir cümlem gözümde hain değil. Zaten cihana sarılıp kaybolmuş bir ruha sahip takvimlerim, ben buna yenilmedim. Kafamın içi yedi saniyelik bir kâbustan daha beter ve kaçırmakta keçileri fakat direnmeye devam ediyor ilham perilerim. Gördüklerimi yazdıkça kendimi bulacağım, labirent eski bir harabe halini aldığında ölü insanlar barındıracak enkaz altları,öfkemi git gide katladım. Artık oyun oynayamayacak duygu cellâdı çünkü bu labirent eskimeye başladı.

Şarkıları veya şiirleri kendi sesimden paylaşacağımdan bahsetmiştim lâkin şu aralar sıkı çalışıyorum ve kayıt almaya zaman bulamadım doğrusu. Kayıtlı olan şiir ve şarkılar var aslında ama yazının içeriğine uygun olmadığını düşündüğüm için bu yazıda eski düzene devam edelim, yeni yazıda görüşmek üzere ✋

” Benim ilhamımın izahı yok, iltihap dolu günlerimin meyvesi. “

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: