Seviyor Sevmiyor

​Utanmadım beraber seyrettiğimiz yıldızlara yalnız bakarken ama bakışlarımda mahçupluk vardı biraz. Senden değil ,gökyüzünden kalan bir alışkanlık gibi yapışmış göz bebeklerime gecenin sessizligi. Ben konuşamam zaten gözlerimle, ne anlatabilirim ki zor taşırken kirpiklerimi ? Ne anlayabilirsin ki bakışlarımdan? Mavi baksam deniz dersin sanki tek mavi denizmiş gibi. Yeşil baksam anlayabilirmisin gözlerimin içindeki bahçelerde saklanan orkideleri? Siyah baksam seni görürüm korkusu kaplar mı gözlerini? Koyu kahve tonlarında dolanır gözlerim sessizken. Ben zaten konuşamam gözlerimle, hoş ! Ne mavi bakabilirim denizlere, ne yeşil bakabilirim orkidelerin gururu temsil ettiği gibi, ne de siyah baksam seni görebilirim etraf zifiri karanlık olsa dahi. Agzımda sakız gibi gevelerim söyleyemediklerimi ve söyleyemem tadı kaçar, yutamam. Yutamadıklarım yol yapmış gönül hazneme , taştı taşacak derken akar satırlara usul usul, sonrası papatya falı gibi parça parça bölünür metinlere biriktirdiklerim. Her metinde seviyor, sevmiyor diyerekten savuşturduğum kağıtların oluşturduğu dağınıklıkta uyuyakalır hayallerim. Sessizliği sevdiğimden değil kalemlere sarılmam,insanlara darıldım ; Kolay kolay durulmam. Bu yalnızlık iyi ve ben zaten konuşamam gözlerimle;

Toz pembe bakamam.

Başlamak Ve Bitmek 

Söze başlamak,nereden ? Kime ? Kimde kaldıysan ve hangi yoldan devam edeceğini kestiremediğin bir yol ayrımında ise ayakların, zor değil. Sende kaldıysam devam etmek hoş değil, bende kaldıysan eğer seni yazmamak, papatyalara dokunmamak kadar imkansız. Sözü bitirmek, nasıl ? Niçin  ? Kim için bittiysen ve hangi yol bittiyse bir çıkmaz sokakta, kolay değil. Sende bittiysem tekrardan başlamak çözüm değil, bende bittiysen eğer kalemimden seni yazmak satırlara, papatyaları koparmak kadar acı. Koparmadan güzel kokmazmış papatyalar, gönlümden koptuğun için mi bu kadar bağlamışım kokuna? Söze senle başladım, sana , sende kaldım. zor değildi.Sözü seninle bitirdim, gitme dememek için, senin için bittim, kolay değildi. Başladım ve bittim meşk için. Gittin; sustum aşk için ama yazdım, duramadım. Kitab ayracım bile senin iki tel saçın , seninle başlar ve seninle biter okuduklarım. Bir de dokunduğum ellerin var uzakta ama ne ben yeni bir söze başlayayım ne sen son bul dudaklarımda. Ölmesin papatyalar; kal bu defa, bırakma.

Bende Ki Sen 

Bu gece ay en güzel evresinde, gökyüzü tam seni anlatmalık. Bulutlardan masa yaptım, dinlemek istersen çek bir yıldız otur, sabaha daha var. Seni sana anlatmak değil amacım, bende ki senden seni anlayabilmek. Sen sende ki beni terk edeli 2 mevsim değişti ama ben bendeki senle 6. baharı geride bıraktım. Kıyaslama yaptığımı düşünme sakın, gitmene kızdığımı falan sanıyorsan eğer aklından çıkar o düşünceyi çünkü bu yazar ruhu senin ayaklarına borçluyum. Gitmeseydin parmaklarım kalem tutamaz, kalbime girmeseydin boşvermişlik hissini bir kenara atıp imkansızlıklara hayal kuramazdım. Asma yüzünü, gül biraz. Daha tam anlayamadım bende ki seni. Fazla düşünmüyorum mesela eskisi kadar ne yaptığını, merak etmediğimden değil de ben içimdeki sen’e senden daha çok aşık olmuşum , onu anladım. Ben mi kalemlere karıştım yoksa kalemler mi bana alıştı bilmiyorum ama; Mürekkebime bir parça sen bulaşmış, nokta koysam sen akıyor satırlara. Sahi sen içindeki benden ne anladın? 

Karışmışlık 

Bazen görmek istemediği şeyleri görebiliyor insan, o an kör olmayı dilesede nafile. Göz bir kere algıladı mı ; Kalbe işlemeden bırakmıyor. Gidişini göreli çok oldu ama ben hala sen varmışçasına yaşıyorum. Sabah seninle uyanıyorum, yastığıma sarılıyorum, 5 dakikalık bir hayal kurmanın ardından doğruluyorum yeni bir güne. Alışmışlık değil benimkisi, karışmışlık ve ben gün geçtikçe daha da çok karışıyorum sana. İnsan iradesi üstesinden gelemeyeceği bir konu olduğunu anladığında kabulllenmeyi bir yenilgi olarak algılamadan kabullenmeye başlıyormuş, bunu senden vazgeçmeyi başaramadığım anda anladım. Olumsuzlukları olumlu hale getirebilmeli insan, o zaman olgunlaşıyor işte. Yokluğunu elinden oyuncağı alınan bir çocuk gibi yorumlamaktansa , bir çocuğun en sevdiği oyuncağın ona sunulması gibi karşıladım bugün de yokluğunu, olgunlaştım galiba. Bir aşk kitabını okuduğumda,aşık olunan kadının adını sanki senin adınmışcasına okuyorum, tabi aşık olan adamın adınıda benim adım gibi. Yazılan tüm hikayalerde sen bulma gibi bir takıntım var , önüne geçemiyorum. İnsan elindekiyle yetinebilmeli derler. Yine bir kitap sayfasında denk geldiğim bir satır aklıma uğradı ” Yokluğuna sahip olamayan insanlar var ” ne güzel söz değil mi ama ? Bende bununla yetiniyorum galiba. Fark ettim de ben yokluğunu seviyorum, olmayışını. Üzerine alınma yani ; senlik bir durum yok. 

Zorunda mısın?

Geçen gün denk geldin yine gözlerime, hayattaki en güzel geliş bu olsa gerek, mutluluğum gökyüzüyle denkleşti. Yastığımda sen kalmış biraz , biraz bana seslenişin kulaklarımda, biraz biraz sen oldum yani son baharın ”bahar” tarafında. Çocukların hep bir ağızdan söyledikleri oyun şarkıları kadar içten gülümsemek zorunda mısın ? Yanaklarına pazar kurulmuş elma bahçelerinden, şimdi ben nasıl olurda pazara gidelim, bir elma alalım demem ki ? İçimdeki çocuğun sevinişindeki samimiyetin izdüşümü sanki sana yazdığım satırlar,tıkantı kaldı yine parmaklarım sende, bu ne güzel tıkanıştır ; Senden öteye gidemiyorum. Bir kitap gibi işlemişsin benliğime , senle karışık duygularım. Bakışlarının berakklığı bulanıklaştırıyor tüm insanlığı, gözlerim başkasını seçemez. Aşkın beni tamamlayan kısır döngü , yarım hissettirmez. Herkes sana yazdığım metinlerin harikalığından bahsediyor, fazla bir çaba içerisinde bulunmuyorum; Gözlerini görenin parmakları yazar olur.

Mutlu Pazarlar

Mutlu pazarlar değerli okuyucularım ;

Sıkı bir rap dinleyicisi olduğum halde Türk Sanat Müziğine aşırı bir hayranlığım olduğuda söylenebilir. Eskilerin yapmış olduğu parçalar bende tebessüm uyandırıyor ve ciddi bir şekilde huzur kaplatıyor içimi. Genellikle eski türk sinemasının içerinsinden kulak aşinası olduğumuz parçaları günlük hayatınızda da dinlemenizi tavsive ederim, huzuru hissedeceksiniz 🙂 Benim çok hoşuma giden bir parçayı da sizlerle paylaşmak istedim keyifli dinlemeler , mutlu pazarlar 🙂 ( Eskilerin samimiyeti,aşk-ı , dostlukları çok başkaymış bunları bu parçalarda hissedebilirsiniz )

Müsaitsen 

Öyle dalmışım ki şaçlarının bir sağa bir sola savruluşuna, kalbim hipnotize olmuşcasına aşkına amede sanki. Gamzelerin sonu olmayan sevgi çukuru gibi ; atlamamak  bir çocuğu parktan eve götürmeye ikna etmek kadar imkansızca. Emir almaya alışık değilim,pekte hoşnut olmayacak kadar hassastır duygularım.Sana aşık olmak için emreder cinsten bakışların var ama bir rica da bulunursan şayet , hazırsa kalbinde odam, kırmam.Kıramam, kırmadan severim seni. Fazla bir eşyam olduğu söylenemez ; çok dağıtmam yani kalbini korkma, bir kalemim bir de içinde deniz kabuklarını sakladığım ufak bir fanus. Rüyalarına konuk olmak değil de ; rüyalarına konu olmak istiyorum, rüyaların olmak istiyorum. Oyuncaklarımız olsun , kırmızı ve mavi iki vosvos, içinde kurduğumuz küçük hayaller olsun.Sana okuduğum kitaplardan oluşan bir raf,adınla süslediğim onlarca paragraftan oluşan bir kitap olsun istiyorum. Çok insan olmasın etrafımızda mesela biraz da yalnız kalmak istiyorum. 

Müsaitsen ; kalbinde yalnız kalabilir miyim ?

#Geceye Bir Şarkı Bırak

Bir çoğunuzun bildiği ” Eypio ft Burak king – Günah Benim ” şarkısının söz yazarlarından Burak king’ in  çıkarmak üzerine uğrastığı yeni bir parçanın teaserı. Benim çok hoşuma gitti, biraz kısa da olsa dinlenebilecek kalitede ve canlı performans olarak söylemiş olmasıda bence çok hoş olmuş. Keyifli dinlemeler 🙂

Beni Yanına Bırak 

Bana gül verme , bana gül ; Gül ki ellerimi begonyaların  katili yapmayı göze alarak taç yapayım saç tellerine . Yaptıklarıma karışma, icime karış ; Karış ki en güzel bizim kalplerimiz karışsın birbirine. Bilirsin  senin adın karışınca soyadıma değerlenir aşkın tanımı. Kırık bir dal uzatma bana , gözlerime dal ; Dal ki tutunabileyim en güzel maviliklere , yazabileyim her bir damla mürekkepde kirpiklerinin kirpilerime değdiği anda ki huzuru. Beni bana bırakma , beni yanına bırak ; Bırak ki bıraktığın yerden devam edebileyim sessizce seni sevmeye. Uzakta kalırsam haykırmak bile etmiyor çare. Beni teslim etme karanlıklara , bana teslim ol ; Teslim ol ki aşk-ı yakalayabilmenin heyecanıyla tutuklu kalayım ses tonuna. Umutsuzluklara sarma hayallerini , bana sar , sarıl ; Sarıl ki en sevdiğimiz parça çalsın gökyüzünden üzerimize , hayallerimiz dans etsin omuzlarımızda.Benim sonumu getirme , sonum ol , sonsuzum ol ; Ol ki son bulsun artık ellerimin ellerine hasreti. Bir el gibi davranmaktan vazgeç, sensizliktir ellerimin laneti. 

#Suç CANFEZA 

Hayranı olduğum günümüz edebiyatçıları arasında gördüğüm ve örnek aldığım sanatçı Canfeza ( Orhan gül ) ‘ ün  sizlerle paylaşmak istediğim bir edebiyat resitali. Keyifli dinlemeler, mutlu haftasonları 😌

Sözler;

Hiç benim olmamış gibi davranma
Benim için her şeyi göze almamış gibi de
Öfkene ve gururuna aldanma
Vuracaksın bir gün bensizliğin dibine

Diyeceksin ki haksızlık etmişim
Aklında olacağım devirdiğinde yetmişi
Arkandan kovalayacak geçmişin
Diyeceksin neden bunu seçmişim?

Sen de biliyorsun ki seni zor sevdim
Sana olan tutkum eline koz verdi
Aylar bu defterin üzerine toz serdi
Kim bilir kaç çerçeveye poz verdin

Düşüncelerime hayrandın evvelden
Sana dokundu başkasına el vermem
Seni almamı bekliyorken senden
Nasıl bir tavır bekledin ki benden?

Tonla sorun varken hala aşamadığım
Tanımadığım biriyle yaşamamı mı?
Sen anlayamadın sevmek aşamalıdır
Birini sevmek için önce yaşamalısın

Bunu çok denedim, sen kaçtın
Ağlamıyorum, gözüme sel kaçtı
On iki buçuk falandım, sen kaçtın?
Büyüdükçe bütün neşem kaçtı

Bilmezsin, benim muhabbetim koyudur
Kavalsız güder sesim bir sürü koyunu
Senin için aşk; anlık bir evcilik oyunu
Bu oyunda evim koynun, boynun

Bir allah tektir, kalan her şey çoğul
Akıl ondan başka her şeye kın bulur
Mesele iftiraysa, meseleye tokum
Allah mısın, nasıl var ediyorsun yoku?

Kusura bakma, böyle olsun istemezdim
Ama böyle olmalıymış
Kusura bakma, böyle ölsün istemezdim
İçindeki ben, böyle ölmeliymiş

Gömülmeliymişiz ayrı mezarlara
Görülmeliymişiz ayrı mecralarda
Kadere inanmak bir seçimdir
Fakat kader bir seçim değildir

Bana inanmakta seçimdi, inanmadın
Sevmekten önce insan, inanmalı
İkna edemedim, bana inanmadın
Bir tane aşkım var, bin anlamı

Sen beni hastalıklı sanıyorsun
Söylesene, kaç hastalıklı tanıyorsun?
Sen beni şiirlerden tanıyorsun
Bu yüzden aşkı hastalık sanıyorsun

Öyleyse, öyleyim öyleyse, öleyim
Öleyim öyleyse, öyleyse; öleyim
Öyle sev; öleyim, düşünmeden
Ölüm özgür kılar ancak bir köleyi

Zerafetin; felaketim
Erdin mi düşlerimi helak edip?
Seni sevmek; ne büyü, ne lanetim
Seni sevmek; geçmişin emaneti

Seni sevmek; senden sonrakileri
Senden öncekileştiriyor zamanla
Sevmek seni; senden sonraki yeri
İşgal ediyor beni tam anlamıyla

Benim için çoğulsun, bin çoksun
Seni bana bir değil, birçok sun
Suçmuş seni sevmek ahlaken
Kalbime yüklenmiş Bir suçsun